Üzüntü çıktıysan
Sende Üzüntü'nün mavi dokunuşu biraz daha belirgin. Bu seni kederli yapmıyor; derin yapıyor. Başkalarının hızla geçip gittiği bir hissin yanında bir süre oturabiliyor, onun ne anlatmak istediğini dinleyebiliyorsun. Bu yüzden arkadaşların kötü bir gün geçirdiğinde ilk aklına gelen kişi sensin; çünkü onlara "geçer" demeden önce "anlıyorum" diyorsun. Yakınlığı yavaş ama sağlam kuruyorsun. Sadece bazen kendi yağmur bulutunun altında gereğinden uzun kalabiliyorsun.
En baskın taraf
Duygulara derinlik katar, başkalarına empatiyle yaklaşırsın.
Birinin gülümsemesinin arkasındaki yorgunluğu fark edersin. Doğru kelimeyi bulamasan bile yanına oturur, sessizce çay koyar, "Anlatmak ister misin?" dersin. İnsanlar seninle konuştuktan sonra hafiflediklerini söyler, çünkü onları düzeltmeye değil, anlamaya çalışıyorsun. Bu yetenek gösteriş değil; o hissi gerçekten sen de taşıyorsun.
Gizli ama çok ondan olan taraf
Kötü duygularda uzun kalıp karamsarlığa kapılabiliyorsun.
Dışarıdan sakin ve biraz içine dönük görünsen de içeride bir arşiv var: eski bir şarkı, bitmiş bir arkadaşlık, söylenemeyen bir veda. Bu anıları bırakmak sana vefasızlık gibi gelir. O yüzden bazen çoktan kapanmış bir hikâyeyi yeniden açıp okursun. Bu sadakat güzel, ama bazı sayfaları rafa kaldırmak da seni korur.
İlişkilerde
Yakınının üzüntüsüne hızla ortak olur, onu yalnız bırakmazsın.
Sevdiğin insanın iç dünyasına misafir olmak istersin; yüzeysel sohbetler sana yetmez. Onun ne hissettiğini merak eder, zor anında yanında olursun. Kırıldığın şey, duygularının "abartı" ya da "ağır" bulunması. İstediğin, seninle birlikte sessizce yağmuru izleyebilen, hüznünü tamir etmeye çalışmadan kabul eden biri.
Kriz anında
Önce içine kapanırsın, olan biteni sindirmek için zaman istersin.
Kriz anında önce yere oturursun, mecazen ya da gerçekten. Olanın ağırlığını hissetmeden, anlamadan hareket edemezsin. Bu biraz zaman alır ama o sırada kimin ne kaybettiğini herkesten iyi kavrarsın. Sonra verdiğin destek yüzeysel değil, derindir; çünkü o yükü önce sen de omuzlamış olursun.
İyi gelenler
- Yağmurlu bir pencere kenarı ve battaniye
- Seni hızlandırmaya çalışmayan bir dost
- Hüzünlü ama güzel filmler ve şarkılar
- Duygunu yazıya döktüğün sessiz saatler
Yoranlar
- "Hadi ama, gülümse biraz" baskısı
- Duygulara süre biçen aceleci insanlar
- Hep neşeli olunması beklenen ortamlar
- Sığ ve boş geçen sohbetler
Çevresi onu nasıl görüyor
Çoğu kişi seni biraz hüzünlü ve ağır bulur. Fark etmedikleri şey, zor günlerinde akıllarına ilk gelenin, yanlarında sessizce oturabilen sen olduğun.
Küçük kişilik yorumu
Senin olayın şu: duyguların ağırlığını taşıyabiliyorsun ve bu, çoğu insanın kaçtığı bir yetenek. Başkaları hüzünden hızla uzaklaşmaya çalışırken sen onun içindeki anlamı arıyorsun. Bu seni çok değerli bir dost yapıyor. Sadece kendi yükünü de paylaşmayı öğren; senin yanında oturmak isteyen birileri de var, yalnızca kapıyı aralaman gerek.
Uygun olabilecekler
- Ortam: Sakin, loş, müziğin ve derin sohbetin olduğu yerler
- İnsan tipi: Duygulara sabırlı, dinlemeyi bilen biri
- Ritim/yaklaşım: Hisset, anla, sonra yavaşça bırak












