Ersoy çıktıysan
Ortalık "Hayır o öyle değil" ile "Evet tam da öyle" arasında yarım saattir gidip gelirken sen sessizce çayını karıştırıyorsun, çünkü sorunun ne olduğunu ilk beş saniyede çözdün. Ersoy gibi senin de süper gücün suskunluk. İnsanlar tartışırken sen yüz ifadelerini, ses tonlarını ve kimin aslında neye alındığını not ediyorsun. Çoğu zaman lafa girmeden olayın sonunu tahmin ediyorsun. Tek sorun, sen söyleyene kadar herkesin aynı sonuca kendi başına ulaşmış olması.
En baskın taraf
Kimsenin fark etmediği ayrıntıları sen görürsün.
Bir arkadaşın "yok bir şey" dediğinde gerçekten bir şey olduğunu anlarsın. Bir tartışmada kimin haklı olduğundan çok, kimin neye kırıldığını görürsün. Bu yüzden grupta "asıl mesele ne?" sorusunun cevabını bilen, arada tercümanlık yapan kişi genelde sensin. Bir bakış atıp ortamı çözmek senin sessiz yeteneğin.
Gizli ama çok ondan olan taraf
Asıl konuyu bırakıp küçük bir detayda kaybolabilirsin.
Sakin, her şeye hâkim bir izleyici gibi görünüyorsun; ama içeride senin de söylemek istediğin şeyler birikir. Başkalarını çözerken kendi hislerine sıra gelmez. Bir akşam birden "Ben de sinirlenmiştim aslında" diye düşünürsün; olay çoktan kapanmış, sen hâlâ yorumunu içinden yazıyorsundur.
İlişkilerde
İçten ve iyi niyetlisin; tepkilerin bazen şaşırtıcı olur.
Birine yakınlaşmadan önce onu uzun süre izlersin: nasıl konuşuyor, garsona nasıl davranıyor, esprileri nereye gidiyor. Bu gözlem bitince sadık ve anlayışlı bir dost olursun. Kırıldığın şey, suskunluğunun "umursamamak" diye okunması. İstediğin, sen bir şey söylemeden seni fark edebilen biri.
Kriz anında
Kriz anında sakin kalırsın; sonra hiç beklenmedik bir tarafı tutarsın.
Olay çıktığında masadan bir adım geri çekilirsin, sanki belgesel izliyormuşsun gibi. Kim gerçekten kızgın, kim sadece açlıktan huysuz, kim konunun ne olduğunu çoktan unuttu, hepsini ayırt edersin. Sonra tek bir cümle kurarsın ve bu cümle tartışmanın yarısını bitirir. Diğer yarısı zaten gereksizdi.
İyi gelenler
- Sessizce çay içilen uzun akşamlar
- Sözünü kesmeden dinleyen arkadaşlar
- Kalabalığı biraz uzaktan izleyebileceğin bir köşe
- Geç anlaşılan ama çok gülünen espriler
Yoranlar
- Aynı tartışmanın üçüncü kez başlaması
- "Sen de bir şey söylesene" baskısı
- Herkesin aynı anda konuştuğu masalar
- Söylediğin doğru şeyin kimse tarafından duyulmaması
Çevresi onu nasıl görüyor
Çoğu kişi seni sakin, biraz dalgın ve olaylara uzak biri sanar. Aslında odadaki her şeyi kaydediyorsun; sadece yorumunu ancak sorulduğunda ve kimsenin beklemediği bir anda paylaşıyorsun.
Küçük kişilik yorumu
Senin olayın şu: hayatı bir komedi dizisi izler gibi yaşıyorsun ve senaryonun nereye gideceğini genelde herkesten önce anlıyorsun. Bu seni çok iyi bir dost, harika bir tercüman ve biraz da gizli bir yorumcu yapıyor. Ama arada bir kameranın önüne geçip kendi repliğini söylemen gerekiyor; yoksa en iyi espriler kafanın içinde kalıyor.
Uygun olabilecekler
- Ortam: Az ama iyi insanın olduğu, sakin ve samimi ortamlar
- İnsan tipi: Suskunluğunu okuyabilen, seni sahneye nazikçe davet eden biri
- Ritim/yaklaşım: İzle, anla, sonra hislerini bekletmeden söyle






